Prof. Dr. Ömeroğlu: Üçüncü dalganın yükselen ayağındayız!

Prof. Dr. Ömeroğlu: Üçüncü dalganın yükselen ayağındayız!

Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının görülmesinden bu yana 1 seneyi geride bıraktık. Corona virüsün dünyada ve ülkemizdeki gidişatını İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu SÖZCÜ’ye değerlendirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın İstanbul Tıp Fakültesi’nden hocası olan Ömeroğlu, pandemi sürecinde vaka sayılarının gizlenmesi ve alınan tedbirlerin yetersizliği karşısında, “Verdiğimiz sözdeki gibi ettiğimiz yemindeki davranmadığını düşünüyorum bu şekilde” dedi. Yeni normalleşmeyle birlikte kademeli olarak kısıtlamaların kalkmasını da değerlendiren Ömeroğlu, şehirlerarası geçişler devam ettiği sürece salgını kontrol altına almanın mümkün olmadığının altını çizdi.

“AİLE HEKİMLERİNDEN AŞI KONUSUNDA YAKINMALAR VAR”

Ülkemizde salgın sürecinin yeterince iyi yönetilemediğini belirten Ömeroğlu, “Başarısız bir pandemi yönetimi oldu başından itibaren. Her şeyden önce şeffaf olmadı hiçbir bilgi paylaşılmadı, hastalık sayıları ölüm sayıları konusunda. Şimdi de aşılama konusunda hiçbir şeffaflık yok ne olacağını bilmiyoruz. Bugün aile hekimlerinden yakınmalar var. Randevu verilen hastalara ‘aşı yok biz sizi arayacağız’ yanıtları alınıyor. Onun için başarısız buluyorum pandemi yönetimini. Başarısız olmasındaki en büyük sorun da şeffaf olmamaları artı kendi davranışlarıyla halka pandeminin önemini anlatamamış olmaları tam tersine ciddiye alınmamış olmalarını sağlamaları. Vaka sayılarını dikkate almadan açıp kapamalar da pandeminin ciddi oranda sürüncemede kalmasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.

“ŞEHİRLERARASI SOSYAL HARAKETLİLİĞİ DE AZALTMANIZ LAZIM”

Yeni normalleşme sürecinde, illerin risk durumuna göre renklere ayrılmasını ve bazı kısıtlamalarının kademeli olarak kaldırılmasını da değerlendiren Ömeroğlu şunları söyledi:

“İller kategoriye ayrılabilir illerin durumuna göre önlemler gevşetilebilir ya da daha ciddi önlemler alınabilir. Ama bunu yapabilmeniz için iller arası geçişleri kontrol altında tutmanız lazım. Yani mavi olan bir şehre yanındaki kırmızı çünkü öyle iller var. Bir yer mavi bir yer turuncu ve yanı da kırmızı bunların arasındaki geçişleri de kontrol ediyor olmanız lazım. Bölge bazında önlemler doğru diyorsanız ki bence de doğru çünkü bütün Türkiye için gerçerli olmayabilir hakikaten ama şehirlerarası sosyal haraketliliği de azaltmanız lazım başarılı olabilmesi için.”

İlginizi ÇekebilirBilim Kurulu üyesi Akın: Bir hafta sonra hastaneye yatışlar artabilirBilim Kurulu üyesi Akın: Bir hafta sonra hastaneye yatışlar artabilir

“BU KOŞULLARDA VAKALARIN ARTMAMASINA İMKAN YOK”

Kontrollü normalleşme ile vaka sayılarındaki artışa dikkat çeken Ömeroğlu, bu koşullarda vaka sayılarındaki artışı önlemenin mümkün olmadığını söyledi. Ömeroğlu “Bu koşullarda mümkün değil. Bir defa aşılama son derece yavaş gidiyor ve son derece yetersiz. 60 milyon kişi var aşılacak Türkiye’de şu anda 2 dozu yapılmış insan sayısı dün 3 milyon 120 bindi. Diyelim ki bir 80 bin daha aşı yapılmış olsun 3 milyon 200 bin insan tam 2 dozunu yaptı. 60 milyonda 3 milyon 200 bin çok az bir rakam. Dolayısıyla bu kadar yetersiz bir aşılamaya açılım görüyoruz. Cumartesi günü ben Bakırköy’den Harbiye’ye tam 2 saatte geldim. Trafik korkunçtu, yayalar inanılmazdı. Bütün lokantalar, kafeler ağzına kadar doluydu insanlar maskesiz oturuyorlardı. Tabiki bir şeyler yiyip içiyorlar çünkü. Yani bu koşullarda vakaların artmamasına imkan yok”

“COVİD HASTALARI ARTTIĞI İÇİN AMELİYATLAR ERTELENİYOR”

Artan vakalar nedeniyle hastanelerdeki kapasitesinde hızla dolduğunu ifade eden Ömeroğlu, “Ben İstanbul Tıp Fakültesi’nde hekimlik yapıyorum ve bir hastam ameliyat olacaktı ürolojik bir ameliyattı ama yoğun bakımlar dolmaya başladığı için, covid hastaları arttığı için ameliyatı ertelendi. Kesinlikle yeni bir dalganın başındayız. Yükselen fazındayız bu şeylerle ne yazık ki yine insanlar hastalanacak yine ölecekler. Sağlık çalışanları da biraz azalmıştı, doktor ölümleri… 141 doktor öldü. Aşı onları belki biraz koruyacak ama bu aşıların koruyuculuk süresi de zaten öyle çok uzun olmayacağı için bu aşılar temin edilemez, yeni aşılar yapılamazsa yeniden sağlık çalışanları da hastalanacaklar ve yeniden sağlık çalışanları arasında da kayıplar olacak ne yazık ki. Üçüncü dalganın yükselen ayağındayız” diye konuştu.

“ETTİĞİMİZ YEMİNDEKİ DAVRANMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Ömeroğlu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın eski bir hocası olarak pandemi yönetiminde aldığı bazı kararlardan dolayı kendisine ve Bilim Kurulu’na sitem ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Biz Hipokrat yemini ediyoruz, elimizden geldiği kadar insanlara faydalı olmaya asla zarar vermemeye, irademizle baskı altında kalmadan karar vermeyeler yemin ediyoruz ama kuşkusuz politikanın etkisiyle kararlarını siyaset belirliyor ne yazık ki. Mesela özerk olabilseydi, özgür iradesi olabilseydi o 10 bin 20 bin insanın bir araya geldiği kongreleri herhalde ‘yapmayın’ derdi. Ya da Bilim Kurulu ne önerirse.. Ben Bilim Kurulu’na da biraz sitem ediyorum; en azından önerileriniz yerine getirilmediği zaman istifa diye bir mekanizma var, edebilirsiniz. Fakat yapılmaması bile bence tek başına doğrusu hem Bilim Kurulu’na hem Sağlık Bakanı’na sitem etmemiz için bir sebep. Verdiğimiz sözdeki gibi, ettiğimiz yemindeki davranmadığını düşünüyorum bu şekilde. İstanbul Tıp Fakültesi mezunlarının özel olarak üzerinde çok fazla bir şeyler anlatıldığı, öğretildiği tutum olarak bu şekilde yetiştirildiği bir fakültedir. Onun için de ne yazık ki siyaset, dönüyoruz dolaşıyoruz bütün olay sağlıkta özelleştirme, sağlık çalışanını ucuz iş gücü olarak kullanma…”

“KANAL İSTANBUL’A HARCANACAK PARAYLA AŞI ALINABİLİR”

Aşılamanın ekonomik yetersizlikler nedeniyle yavaş ilerleyebileceğini de vurgulayan Ömeroğlu, “Kanal İstanbul gibi o bölgenin tarımı, hayvancılığı var bütün onları ortadan kaldıracak ve milyarlarca dolara sebep olacak bütün ekolojik dengeleri bozacak bir işi hala konu ediyorlar. Deprem felaketi varken, bu kadar büyük beklentiler varken kötü yönde tutup da Kanal İstanbul peşinde koşmak akılla mantıkla vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Kanal İstanbul için harcanacak parayla deprem için binalara harcanabilir ya da corona için aşı alınabilir. Günün birinde tarih bunları yazacak. Böyleyken o dönemin yönetimi, hükümet Kanal İstanbul peşindeydi diyecek. İnsanların rant uğruna şeyini yazacak biz görmesek de bunlar olacak” sözlerini kaydetti.

SİYASETÇİLERİN KALABALIKLARDA OLMASI GEVŞEMEYE YOL AÇIYOR

Siyasilerin hem tedbirlere uyun çağrısı hem de cenaze törenlerindeki kalabalıkların oluşması insanlarda rahatlamaya yol açtığını belirten, Ömeroğlu, “O kadar inanmıyor ki insanlar coronaya ne yazık ki tehlikeli olan da bu. İnsanlar ‘böyle bir şey olsaydı politikacılar 10 bin 20 bin kişiyi bir araya toplamazdı’ diye düşünüyorlar” dedi.

2.DOZ AŞI 28 GÜNÜ GEÇERSE ETKİSİ AZALIR MI?

Aşılamada gecikmeler yaşandığına ve 28 günlük sürenin geçtiği yönündeki iddialara da değinen Ömeroğlu, bu durumun aşının etkisini azaltıp azaltmacağına ilişkin de Ömeroğlu, “Bu aşılar yeni aşılar ve daha 3.faz aşamaları henüz daha 1 yılı bile tamamladı. En azından koruyuculuğunun ne kadar süreceğini de bilmiyoruz. Doz aralıkları biraz uzasa ne olacak onu da bilmiyoruz. Aslında bu bütün dünya için geçerli, İngiltere’de tek doz yapmaya başladılar. Onlar da yetiştiremiyorlar. Zaten dünyada üretilen aşıların yüzde 76’sını sadece 10 ülke satın aldı. Fakat onlar bile tek doz yapalım mı diye tartışıyorlar. Onun çok kötü bir etkisi olmayabilir aralığın uzamasının ama tabi 4 ay 5 ay sonra yapılırsa tek doz etkisi kaybolacaktır ama birkaç haftayla çok fazla etkisinin kaybolacağını sanmıyorum” diye konuştu.

İLLİYET BAĞI’NA TEPKİ

Rukiye Eker Ömeroğlu değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği olarak corona virüsün meslek hastalığı olarak kabul edilmemesine tepkimiz var. Her testin 10 tanesi sağlıkçıya ait her hastadan 15’i sağlık personeli, 400 civarında sağlıkçı ölümü ve 141 doktor ölümü varken illiyet bağı aramak, meslek hastalığı yasası var bizde yani yeni bir meslek hastalığı yasası diye çıkarmaya ihtiyaç yok. Fakat bunu uygulamıyorlar. İlliyet bağı yani sen virüsü hastaneden aldın bunu ispatlayacaksın, meslek hastalığı sayılması için. Böyle saçma bir şey olabilir mi? Virüsü nereden aldığınızı nasıl ispatlayabilirsiniz? Hastanede olduğunuza göre herkesten daha fazla hastalandığına göre hiç böyle illiyet bağı diye bir şey aramadan kabul etmeleri lazım.”

İlginizi ÇekebilirGüncel corona verileri açıklandı! İşte 17 Mart vaka tablosuGüncel corona verileri açıklandı! İşte 17 Mart vaka tablosu

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir