Polatları cezaevine götüren o telefon: Sen nasıl beni arayabilirsin?

Dilan ve Engin Polat çiftine ilişkin çarpıcı iddialar dur durak bilmiyor. “Suç örgütü kurma ve yönetme”, “yasa dışı bahis”, “suçtan kaynaklı mal varlığını aklama” ve “vergi usul kanuna muhalefet” suçlamalarıyla tutuklanan Dilan ve Engin Polat çiftinin yasa dışı bahis baronlarıyla ilişkisi olduğu iddia edilirken operasyonun Polat’ların evindeki bir doğum günü partisiyle başladığı öne sürüldü.

İddiaya göre; Polatlar, 2 Haziran günü komşularıyla otopark kavgasına giriyorlar. Komşunun ifadesine göre; Engin Polat “Sizi geberteceğim” diye tehdit ediyor. Dilan Polat da bağırıp çağırıyor. Savcılık ifadelerinin alınmasını istiyor. İfadeye gitmeyen Dilan Polat savcıyı arayıp “Bizim biraz işimiz var. Müsait olduğumuzda geleceğiz” diyor.

Savcı, Dilan Polat’ın kendisini aramasına tepki göstererek “Sen nasıl beni arayabilirsin? Sen kimsin de işim yüzünden gelemiyorum dersin. Acilen ifade vermeye geliyorsunuz, yoksa polis zoruyla gelirsiniz” diye konuşuyor.

Soruşturmayı yürüten savcı, darp olayını araştırırken Dilan Polat’ın katıldığı bir televizyon programında “Günde 750 bin TL harcıyorum” açıklamasını fark edip başka bir soruşturma dosyası hazırlayarak İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki Aklama Bürosuna gönderiyor. Hazırlanan dosya, bir tanığın kara para akladığını iddia ettiği dosya ile birleştirilince, MASAK da devreye girince de operasyon için düğmeye basıldı.

ŞATAFATLI YAŞAMLAR KÖTÜ ÖRNEK OLUYOR

Lüks yaşantısıyla dikkat çeken ve çok hızlı zenginleşen sosyal medya fenomenlerinin hayatı birçok insan için rol modele dönüşüyor.

Özellikle sosyal medyayı daha çok kullanan gençlerin artık kolay ve hızlı zenginleşme dürtüsüne kapıldığını kaydeden uzmanlar, sosyal medyadaki şatafatlı hayatlarla emeğin değersizleşmesine tanıklık ettiğimizi ve perde arkasında suçun yeraldığı ışıltılı dünyanın gençler için tuzağa dönüştüğüne dikkat çekiyor.

Tutuklanan güzellik merkezi sahibi Dilan ve Engin Polat çifti, lüks yaşamlarına dair ayrıntıları sosyal medyada sık sık paylaşarak hatırı sayılır bir takipçi kitlesine ulaştı. Kısa sürede sosyal medya fenomenine dönüşen çiftin, zenginlik algısına yönelik para odaklı paylaşımları, ‘kolay yoldan, hızlı zenginleşme’ tartışamalarını da berberinde getirdi. Tabii sadece Polat çifti de değil. Benzer şekilde ünlü ünsüz onlarca sosyal medya fenomeni, kısa süre lüks bir yaşamın parçası haline dönüşerek, villalar, son model araçlar, lüks tatiller paylaşır oldu. Bu paylaşımaların yarattığı toplumsal etkiyi, psikolog ve sosyologlarla konuştuk.

KOLAY ZENGİN OLUNMUYOR

*Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan: “Bu profiller çalışmadan çok kolay zengin oluyor algısı yaratıyor. İnsanlar da buna özendiriliyorlar. Bu insanların arkasında da büyük çalışmalar olduğunu bir kısmın kara para aklamak için alet edildiği Dilan Polat olayı bize gösterdi. Refah içinde yaşamak sanıldığı kadar da kolay değil ve kolay yollarla olmuyor. Sosyal medya bir illüzyon dünyası. Özellikle gençler, bunları rol model alarak, kısa yoldan zengin olabilmenin hayallerine kapılıyor. Hâlbuki çok kolay zengin olunmuyor, arkasında farklı oyunlar var ama diğer insanlar bu kısmını görmüyor.”

*Sabancı Üniversitesi Politikalar Merkezi Araştırmacı Sosyolog Prof. Dr. Demet Lüküslü, “Sistemsel bir sorun var. Bir yandan içinde yaşadığımız tüketim toplumu üzerinden aşırı gösterişi ve tüketime özendirme varken diğer taraftan da, emeğiyle para kazanmayı kıt kanaat geçinmeyi, mütevazı bir hayatı değersizleştiriyor.

Böyle kolay zenginleşen tipleri görenler, kendi yaşadıkları hayatla sosyal medyada gördükleri arasında bir uçurum olduğuna bakıp, sürekli bir göreceli yoksunluk yaşamaya başlıyorlar. Bu tip insanları takip edenlerde, ‘hayat çok değersiz emek verip hayatımı çürütmeye değmez. Bak ne hayatlar var’ algısı oluşuyor. Sonra diyorlar ki, ‘Ben de influencer olursam, ben de böyle hayat yaşarım’. Sosyal medya bazılarımıza, hayatlarında daha önce hiç duyumsamadığımız lüks tatil, lüks eğlence, milyonluk takıların eksikliği yaşatıyor.”

‘SONU NE YAZIK Kİ TEHLİKELİ’

*Uzman Psikolog Alanur Özalp: “Bu tiplerin topluma verdiği olumsuz mesajdan en fazla gençler etkileniyor. Çünkü, hiçbir emek sarf etmeden sadece güzellikle ya da vücuduyla büyük bir servetin içerisine girebileceklerini sanıyorlar. Oysa bu doğru bir şey değil. Ancak bireyler bu yaşamları gördüğünde hem psikolojik olarak dibe doğru çöküyorlar hem de ‘Ben de yapabilirim’ diye doğru olmayan bir hayal alemine giriyorlar. O hayal alemine girmenin sonu ne yazık ki tehlikeli. Gençler, ‘Üniversite okuyup da ne olacağım. Bunlar okumuş mu? Ben de bunlar gibi olabilirim’ diye bir düşünceye de kapılabilir.”

‘ÖZENDİRİCİ OLDU’

*Uzman Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş: “Dilan Polat ve Engin Polat’tan önce bu işler, Instagram fenomenleriyle başladı. Instagram fenomenleri hiçbir şey yapmadan sadece 1-2 dakikalık ürün tanıtımlarıyla çok yüksek paralar kazandığından bahsettiler. Bu durumda ergen yaştaki ve yeni iş hayatına atılanlar için özendirici oldu. ‘Çok fazla uğraşmadan nasıl para kazanırız’ derdine düştüler fakat işin kötü tarafı sadece yetişkinler değil ilkokul 3 ve 4 sınıf çocukları da bunu istiyor.

Para kazanmamış ya para kazanmak isteyenler, ‘Hiçbir şey yapmayayım ama çok param olsun’ fikrine düştüler.”

TOPLUM İÇİN BİR YARA

*Uzman Psikolog Cem Kaya: “Toplumda bu tip insanlar aslında hep oldu fakat farklı beceri ve yetenekleri ile gündeme geldiler ve hızlı paralar kazandılar. Gençler yetenekleri becerileri taklit ederek örnek alarak aynısını yapmaya çalışır. Gençlerimiz bu kişileri örnek alarak illegal yöntemlere başvurabilir. Bu da toplumumuz için ciddi bir yara olabilir.”

CÜRETKÂRLAR SINIFI

Milliyet Gazetesi Okur Temsilcisi Belma Akçura da pazar günkü yazısında şöyle dedi: “Burada konu ‘Polat çifti’ değil. Onlardan o kadar çok var ki! Kimse de bu insanlara servetlerinin kaynağını sormadı. Haliyle bu insanlar da nasıl zenginleştiklerinin hesabını vermek yerine, zenginliği görgüsüz bir şova dönüştürerek yeni bir sınıf yarattılar: Cüretkârlar sınıfı!”

‘ÖFKE VE NEFRETLE İZLEYENLER DE VAR’

*Sosyal Bilimci Dr. Tuğba Aydın Öztürk: “Dilan Polat ve çok sayıda fenomenin hayatı aslında Amerika’daki Reality Show’ların bir uzantısı. Bu insanlar ne yapıyor, ne yiyor, içiyor, nereye gidiyorsa, 24 saat canlı olarak ekran aracılığıyla hayatımızın içindeler. Bu münferit olayın hukuki boyutunu uzmanlarına bırakıp, neden toplum olarak fenomenlerin peşinden gideriz sorusunu sormak lazım. Bu sorunun ilk yanıtı, bu yaşam tarzının insanlarda büyük bir merak uyandırması. Takipçilerin hepsi de hayran değil elbette, dediğim gibi insanlar sadece meraktan ya da bazen öfkeden veya nefretten bile bu hesapları takip edebiliyor.” (ÇİĞDEM YILMAZ – MİLLİYET)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir